sispanser

Karışık Forum
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 iron maiden

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ItTheFuck

avatar

Mesaj Sayısı : 54
Kayıt tarihi : 01/08/08
Yaş : 25
Nerden : kırşehir

MesajKonu: iron maiden   Paz Ağus. 03, 2008 1:02 pm

Iron Maiden Biyografisi

Bir tanrı ve beş kutsanmış adam.. Onlar için, kelimeler hiç olmadıkları kadar kifayetsiz kalıyor. Bu duygu, bu inanç ve bu bağlılık.. Çizgiyi hiç bozmadan 30 yıl boyunca saf Heavy Metal yapmak, Heavy Metal’in Judas Priest ile birlikte kurucusu ve bugüne kadar Heavy bayrağını en saftaki taşıyıcısı olmak.. Aklım, duygularım ve klavyemden çıkan harflerin izin verdiği ölçüde Maiden ve bugüne olan yolculuğu, o büyük tarihi biraz da resmi bir dille anlatmaya çalışacağım. İşin içine duygu katmaya kalkarsam bu sefer altından kalkamam. Zaten boyumdan büyük bir işe kalkıştım sanırım ama yine de başlayalım.. Huzurlarınızda IRON MAIDEN!!

Bu yolculuk 1975’te Steve Harris’in bassla tanışmasıyla başladı. Bazı yerel gruplarda çalan Harris, grup arkadaşlarının Harris’in bestelerini istemeyişi üzerine gruptan ayrıldı ve kendi grubunu kurmaya karar verdi.

İlk Yıllar

Maiden 70li yıllarda Londra’nın punk gruplarının ağır bastığı East End bölgesinde çaldığı dönemde tam oniki farklı kadroyla sahne aldı. Deep Purple, Led Zeppelin, Yes, Wishbone Ash, Queen gibi gruplardan esinlenmiş ve taa o zamanlardan metal temelini oturtmuş olan Maiden o dönemki etkilenmelerden dolayı punk ögeleri taşıyordu. Klavyeci Tony Moree 1977’de gruba dahil oldu ama çok geçmeden klavyenin grubun sound’una uymadığına karar verildi ve klavye çıkartıldı. Grubun ilk vokali Paul Day yerini Dennis Wilcock’a bıraktı.

Wilcock tam bir KISS hayranıydı ve şovlarında alevler, makyajlar ve sahte kan gibi Gene Simmons gösterileri yapardı. Eddie fikrinin temeli de Wilcock’a kadar gitmektedir. Wilcock bir vokal olarak hemen her özelliğe sahipti ve grubu bir üst düzeye taşıyabilecek bir kapasitesi vardı. Ancak bu durum 1978 yılında punk kökenli Paul Di’Anno ve davulcu Duog Sampson’ın gruba gelmesiyle değişti.

Grubun adını Steve Harris “The Man In The Iron Mask” , “Demir Maske” filmini izlerken buldu. Ortaçağ’da kullanılan bir işkence aletinin adından etkilenerek bu ismi grubuna uygun buldu.

Iron Maideni İngiltere’nin heavy metal arenasında adeta şok etkisi yarattı. Sadece üç yıldır çalıyor olmalarına rağmen takipçilerinin sayısı her geçen gün artıyordu. O güne kadar hiçbir kayıt yapmamış olan grup 1978 yılının yılbaşı arifesinde hard rock tarihinin belki de en ünlü demosu olan The Soundhouse Tapes’i kaydettiler. Sadece dört parça kaydetmiş olmalarına rağmen bir hafta içerisinde basılan 5 bin kopyanın 5 bini de satıldı. Bu demodaki iki şarkı; “Iron Maiden” ve “Prowler”, İngiltere’de metal listelerinde birinci sıraya yükseldi. Maiden’ın ilk albüm çalışması bir compilation albüm olan ve 1980’de yayınlanan “Metal for Muthas” için oldu. Bu albümde “Sanctuary” ve “Wrathchild” ın ilk versiyonları yer aldı.

Murray’in gruba dahil olduğu 1977 yılı ve ertesi sene, 1978 yılı boyunca, şimdiki sistemden çok uzak olarak, Dave tek gitardı. 1979 yılında Tony Parsons gruba girdi ve iki gitarlı bir düzene geçildi. Doug Sampson’ın yerine Clive Burr’un gelmesiyle Kasım 1979’da EMI ile 15 yıl sürecek olan çok büyük bir anlaşma yapıldı. Stüdyoya girmeden hemen önce Parsons’ın yerine Dennis Stratton geldi. Ardından grup Dave’in çocukluk arkadaşı olan Adrian Smith’i de gruba almak istediler ancak Smith o aralar kendi grubu Urchin’in çalışmalarıyla meşguldü ve bu teklifi geri çevirdi.


İlk Başarı

1980 yılı geldiğinde efsane resmileşti ve ilk albüm EMI etiketiyle yayınlandı; Iron Maiden. Bu albüm neredeyse devrim gibiydi. Maiden NWOBHM’i kurmuş, dahası Heavy Metal’in doğuşunu kesinleştirmişti. Grup, KISS’in 1980 Umasked turunda açılışları yaptı. Yine aynı şekilde Judas Priest’in de birçok konserinde açılışları yapan grup Maiden’dı. KISS turnesinin hemen ardından Dennis Stratton grup ile olan anlaşmazlıklar ve müzikal farklılıklar sebebiyle gruptan atıldı. Bu zamanlama aslında çok iyiydi çünkü Adrian Smith kendi işlerini bırakıp Maiden’a katılmayı kabul etmişti.

Smith gruba keskin ve sert bir sound getirdi. Gergin ve neredeyse deneysel stili, Murray’in akıcı, hızlı ve blues temelli stilinintam tersiydi. Maiden’ı Maiden yapan [ 3 gitardan önce ] “twin guitar” düzeniydi. Murray ve Smith’in zıt stilleri Maiden’ın müziğinde, ortak bir noktada buluşyor ve bir neredeyse bir marka haline geliyordu. Wishbone Ash ve Thin Lizzy’in öncülüğünü yaptığı ikili gitar partisyonlarını Judas ve Maiden mükemmelleştirerek heavy metali dünyaya sundu.

1981’de ise ikinci albüm, Killers çıktı. Bu albümde ilk albümün kayıtları sırasında bestelenen ama albüme alınmayan birçok parça bulunuyordu. Bu albüm için sadece iki yeni parça hazırlanmıştı; albüme adını veren “Killers” ve “Murders In The Rue Morgue”


Yeni Dönem

Birçok grup gibi Maiden’da da fazlaca bir alkol tüketimi mevcuttu ve hemen hepsinin çok da az olsa uyuşturucuya bulaşmışlığı vardı. Bir tek Steve Harris’in bunlardan hiçbiriyle hiçbir zaman alakası olmamıştı. Diğer grup elemanlarının aksine Di’anno bu durumu iyice abarttı ve kokain kullandığı için kendisine çok zarar vermeye başladı. Amerika’da da büyük bir başarı kazanan Maiden, Paul Di’Anno’nun alkol ve uyuşturucu sorunuyla performansını düşürmesi sebebiyle gruptan attı. Di’Anno’nun yerine Samson’ın eski vokali Bruce Bruce, nam-ı diğer Bruce Dickinson geldi.

Bruce taa en başından kendi gibi olacağına yemin etmişti. Kendisinin de dediği gibi “wasn’t going to wear frilly collars and cut hair”

Bruce’un ilk Maiden albümü 1982 tarihli “Number Of The Beast” efsanesi oldu. Bu inanılmaz bir başarı getirdi Maiden’a. “Number Of The Beast”, “Run To The Hills”, “Hallowed Be Thy Name” gibi heavy metal adına yazılmış en mükemmel şarkılara imza attı Maiden.
Bu albümden sonra grup ikinci kez dünya turnesine çıktı. Ancak dinci kesimlerin Maiden’ı satanizmle suçlaması turneye gölge düşürdü. Dinci kesim şarkı sözlerinin karanlık ve şeytana hitaben yazıldığını öne sürdü. Tüm bu suçlamalar tek bir şarkı etrafında toplanmıştı: Number Of The Beast; bir kabusu anlatan Number Of The Beast. Grup elemanları bu suçlamalara cevap olarak şarkı sözlerinin Steve Harris’in gördüğü bir rüyayı anlattığını açıklamaya çalışmıştı. Ama pek bir işe yaramadı. Bir grup yobaz Hristiyan, Maiden’ın [içinde Ozzy’nin albümleri de bulunuyordu.] albümlerini büyük bir ateşte yaktı. Bu olay ne yazık ki belki de bütün Heavy Metal’in Satanizm damgası yemesine ön ayak oldu. Nicko ise doğumundan beri inançlı bir Hristiyan olarak büyüdüğünü ve Number Of The Beast’i çalmaktan mutluluk duyduğunu ve şarkının Satanizm’e karşı bir uyarı niteliği taşıdığını söylüyor. Aynı turnede yapımcı Martin Birch, kiliseye giden bir grubun da dahil olduğu bir trafik kazası geçirdi ve ne tesadüftür ki arabanıon faturası £666 idi =] Birch ise bu ücreti değil, daha fazlasını ödemeyi tercih etti =]


1983’te stüdyoya girmeden hemen önce Clive Burr yerini Nicko McBrain’e bıraktı ve ultra heavy “Piece Of Mind” albümü kaydedildi.

Satanist suçlamalar artarak devam etti. Grubun, şarkıları yoluyla okült mesajlar vermeye çalıştığı iddia edildi. Şarkıları tersten çalarak mesajlar bulmaya çalıştılar. Piece Of Mind albümünde yer alan “Still Life” şarkısının başını tersten dinlediğinizde Nicko’nun “Hmm, hmm, what ho sed de t’ing wid de t’ree bance. Don’t meddle wid t’ings you don’t understand” dediği duyulurmuş. Hemen ardından da bir geğirme =]
Daha sonraları Nicko bunun varlığını doğruladı ve bunun Afrikalı diktatör Idi Amin Dada’nın bir sözü olduğunu açıkladı.

İngilizce meali : “What how, said the monster with the three heads, don’t meddle with the things you don’t understand.”
Türkçe meali : “Ne nasıl? Dedi üç başlı canavar. Anlamadığın şeylere burnunu sokma!



Yine Piece Of Mind albümü için bir tartışma daha çıktı. Bu sefer yazar Frank Herbert grupla tartışmaya girişti. Grup, yazarın “Dune” adlı kitabını konu alan ve aynı isimde bir şarkı kaydetmek istiyordu. Sadece kitabın adının kullanılmasına değil, şarkının introsunda kitaptan bir bölümün söylenmesine de karşı çıktı Herbert. Steve Harris’in talebi Herbert’in menejerleri tarafından çok sert bir biçimde geri çevrildi:
“Hayır! Çünkü Frank Herbert rock gruplarını sevmez, hatta heavy-rock gruplarını hiç sevmez, hele ki Iron Maiden gibi heavy-rock gruplarından nefret eder.”
Bu sözlerin ardından da yasal yaptırımlar uygulanacağı tehdidi gelince Maiden geri adım atmak zorunda kaldı ve şarkı “To Tame A Land” olarak kaydedildi.




Deneyim

1988 yılı Maiden için farklı birşeylerin denendiği bir yıl oldu. Yedinci stüdyo albümler “Seveth Son Of The Seventh Son” da değişik bir yaklaşım, alışılmışın dışında birşeyler denediler. Bu bir konsept albümüydü. Mitlerde anlatılan, kâhin bir çocuğu, Orson Scott Card’ın “Seventh Son” adlı kitabına da konu olan çocuğu temel alıyordu.

[1977’den bu yana] Maiden ilk defa bir albümünde klavye kullandı. Kimi eleştirmene göre bu durum biraz daha “ulaşılabilir” bir albüm ortaya çıkardı. Ayrıca grup ilk defa bir festiavlde headliner olarak yer aldı; Monsters Of Rock

Guiness Rekorlar Kitabı’nın 1990 yılı baskısında şöyle bir rekor yer alır:

“En büyük PA Sistemi: 20 Ağustos 1988 yılındaki Monsters Of Rock festivalinde 360 tane 523 kW potansiyelli Turbosound amfi ile en büyük PA Sistemi oluşturuldu. Konser boyunca ortalama ses basınç seviyesi 118 dB idi Iron Maiden’ın bu performansı sırasında. Konser boyunca maximum 124 dB’e çıkan seviyeyi sağlayan bu PA Sistemi’nin kurulması tam beş gün sürdü.”
Ayrılıklar



Yedi yıldır ilk defa grubun kadrosu değişti ve Adrian Smith gruptan ayrıldı. Gillan’ın eski gitaristi Janick Gers, Adrian’ın yerine geldi ve 1990’da “No Prayer For The Dying” yayınlandı. Bu albümle birlikte Bruce opera tarzı vokalini beklemeye alıp daha sert, daha haşin bir stil denemeye başladı.


Tüm bu değişimlere rağmen grup birinci sıraya yükselen ilk single’ı yayınladı; Bring Your Daughter To The Slaughter. Bu single, listelerde en çabuk birinci sıraya çıkma ve aynı hızla listelerden çıkma rekorunu hala elinde bulunduruyor =] (2 hafta)
Bu parçayı Bruce, “Elm Sokağı Kabusu 5 için yazıp bestelemiştir.

“No Prayer For The Dying”in yayınlanmasından kısa bir süre önce Bruce, yanında Janick ile birlikte solo kariyerine başladı. Bruce 1991 yılında Iron Maiden ile stüdyoya, “Fear Of The Dark”ı kaydetmeye girmeden önce bir solo turne düzenledi. Bu solo albüm de 1992’de yayınlandı.

1993’te Bruce solo kariyeri için çalışmak amacıyla gruptan ayrıldığını açıkladı. Ama ayrılmadan önce bir “Veda Turnesi” ve iki live albüm kaydetmeyi kabul etti. İlk live albüm, A Real Live One, 1986-1992 yıllarındaki parçaların bir live best of’u kıvamındaydı ve 1993 Mart’ında yayınlandı. İkinci live albüm, A Real Dead One ise 1975-1984 yıllarını kapsıyordu ve Bruce gruptan ayrıldıktan sonra yayınlandı. “Veda Turnesi” Ağustos 1993’te gerçekleşti. Bu performans önce belgesel olarak düzenlendi ve BBC tarafından televizyonda yayınlandı ardından da Raising Hell adıyla DVD olarak arşivlerde yer buldu. İlüzyonist Simon Drake bu şovda tüyler ürpertici gösteriler yaptı. Şovunu da, en büyük numarası ile, Bruce’u bir “Iron Maiden” ile “öldürerek” noktaladı.


Değişim Rüzgarları



Bruce gruptan ayrıldıktan sonra tanınmış-tanımamış, ünlü-ünsüz birçok vokal denendi. Rainbow’un vokali Doogie White da denendi ancak olmadı. Hatta Dream Theater’dan James LaBrie’ye doğrudan teklif götürüldü ama LaBrie kabul etmedi. Sonunda 1994’te Wolfsbane’in vokalisti Blaze Bayley’de karar kılındı. Bayley’in tarzı ve sesi Bruce’tan tamamen farklıydı ve fanlardan çok çeşitli tepkiler aldı. Üç yıllık bir aradan sonra Maiden 70+ dakikalık bir albümle 1995’te geri döndü; The X Factor. Bu albümün geneli karanlık, melankolik ve alışılmışın biraz dışında, çok daha kişisel ve içedönük olmuştu. Şef söz yazarı Steve, bu dönemde zor günler geçiriyordu. Evliliğinin sona ermesi, babasını kaybetmesi gibi kötü olayların yansımalarıyla dolu bir albüm oldu The X Factor. Bu albümün ilk konseri 28 Eylül 1995’te gerçekleşti; Jerusalem, İsrail.



Maiden, Virtual XI için stüdyoya girmeden önce 1996’yı yollarda, konser vererek geçirdi. 1998’de çıkan Virtual XI’de “klasik” diyebileceğim bir yada iki parça vardı; Futureal ve The Clansman. Turnelerdeki seyirci sayısında azalma ve listelerde belirgin bir düşüş vardı. En çok eleştirilen parçalardan biri de single olarak yayınlanan “The Angel And The Gambler” oldu. Albümü satın almayan fanları belki de bu single engellemişti. Virtual XI dünya çapında bir milyondan az satan ilk ve belki de tek Maiden albümü olarak tarihteki yerini aldı. Blaze için haberler kötüydü; Maiden’daki günleri sayılıydı.




Reunion

Şubat 1999’da Blaze biraz da grubun isteği üzerine ayrıldı. Asıl sebep Bayley’in sahne performansındaki tutarsızlıktı. Sesi bütün konseri kaldıracak kadar güçlü değildi. Aynı zamanda grup, fanlarını verdiği bir (hatta iki) haberle adeta şok etti: Bruce da Adrian da gruba dönüyor ve 80lerin klasik kadrosu yeniden birleşiyordu. Hatta ve hatta Janick de grupta kalıyor ve Maiden üçlü gitara geçiliyordu. Tüm bu mükemmel gelişmelerin ardından aynı mükemmellikteki bir reunion turnesi de kaçınılmazdı =]


2000ler

2000’de biraz daha “progressive” bir dönem başladı. 67 dakikalık “Brave New World” deki on parçanın altısı altı dakikadan uzun sürüyordu. Şarkı sözleri biraz daha karanlık konulardan ve sosyal problemlerden oluşuyordu. Progressive yönleri keşfetmekle Maiden, daha farklı bir fan kitlesi daha kazanmış oldu. 2000’de başlayan turne 2001’de sona erdi. Son konser, artık efsaneleşmiş olan Rock in Rio konseriydi.tam 250,000 Rio’da, Maiden’ın yanındaydı.

Bu progressive yönlü sound 2003’te çıkan “Dance Of Death”albümüyle de devam etti. Şarkıların çoğunda yine “ölüm” teması vardı ama sound tema kadar karanlık değildi. Brave New World de Dance Of Death de çıktıkları yılların en iyi metal albümleri seçildi Metal-Rules.com tarafından. (2000-2003)

2005’te grup, ilk albümlerinin 25. , kuruluşlarının ise 30. yılını kutlamak için bir turne düzenledi. “Number Of The Beast” single’ını yeniden yayınladılar ve eski yeni single İngiltere’de listelere üçüncü sıradan girdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 162
Kayıt tarihi : 31/07/08
Yaş : 25
Nerden : Kırşehir

MesajKonu: Geri: iron maiden   Paz Ağus. 03, 2008 2:39 pm

gzl paylasım dvmmm

_________________



Sen Şahane Bir Uçurtmasın.Ben de Senin İpinim Unutmayasın.Söyle Bensiz Ne İşe Yararsın ???
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sispanser.4umer.com
 
iron maiden
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
sispanser :: Müzik :: Genel-
Buraya geçin: